Eğer başı örtülü bir kadın olsaydım (Ertuğrul ÖZKÖK) ve ona hitaben El Cevap
ESKİ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna’nın eşinin başı açık fotoğraflarına bakıyorum.
Şu izlenimime herhalde çok katılan olacaktır.
Reyhan Gürtuna, bir anda sanki 10 yaş gençleşti.
Meğer türban, bir kadını olduğundan çok yaşlı gösteriyormuş.
El Cevap : (Kadın olmaya heveslenen ertuğrul özkök beyninizdeki kin dolu düşünceler gözlerinize o şekilde aksettiğinden siz ancak öyle görebiliyorsunuz.)
Daha da önemlisi, bir kadın yüzünün güzelliğini fena halde saklıyormuş.
El Cevap : (Kadın olmaya heveslenen ertuğrul özkök ; tesettürün gayesi zaten kadının güzelliğini gizlemektir,bu yaşa gelmişsiniz halâ öğrenememişsiniz)
Daha daha da önemlisi, bir kadının karakterini gizliyormuş.
Go-kart üzerindeki kadın bana çok rahatlamış göründü.
Reyhan Gürtuna bir tabuyu yıktı, bir putu devirdi.
El Cevap : (Kadın olmaya heveslenen ertuğrul özkök ; tabu ve putu devirdi sözleri ancak sizin şahsiyetsizliğinizin dışa vurma halidir, tabu ve putları Yüce Efendimiz s.a.v. devirmiştir.)
Demek ki bir kadın örtünebildiği gibi, örtüsünü çıkarabilirmiş de...
El Cevap : ( Kadın olmaya heveslenen ertuğrul özkök ; bravo size; müthiş bir tesbit yapmışsınız ,bir kadın örtünebildiği gibi, örtüsünü çıkarabilir de,doğruya doğru.)
Benim özlediğim Türkiye bu.
Kadının açılma özgürlüğünü de, örtünme kadar meşru kabul eden bir zihniyet ortamı.
Elbette karışmak haddime düşmez.
Ama örtülü bir kadın olsaydım, bu fotoğrafı karşıma koyar, üzerimdeki bütün "mahalle baskılarını" bir kenara bırakıp özgürce düşünürdüm...
El Cevap : (Kadın olmaya heveslenen ertuğrul özkök ; bütün müslüman kadınlara özür borçlusunuz,demek sizin zihniyetinize göre örtülü kadınlar özgür düşünemiyor,demek biz erkekler de şapka v.s. giysek özgürlük elden gitti desenize.Yahu deyin ki açıkça ; moda gereği,kültürel veyahut mevsimlere göre örtünmeyle özgür düşünce elden gitmiyor amma velakin inancı gereği örtünmeyle özgür düşünce elden gidiyor,örtülü bir kadın olmaya heveslenmeyin,sizin dar düşünce örtünüz var zaten,size de pek yakışmış 10 yaş da genç gösteriyor sizi.
Güzellik bu dünyaya ait bir şeydir.
El Cevap : (Kadın olmaya heveslenen ertuğrul özkök ; güzellik öbür dünyaya da ait olan bir şeydir.)
Ama emin olunuz, bu dünya da çok güzeldir ve asla ihmal edilmemelidir...
El Cevap : (Kadın olmaya heveslenen ertuğrul özkök ; bu dünya geçicidir ve öbür dünya asla ihmale gelmez.)
15 Haziran 2007
Kaynak : hurriyet.com.tr'den aynen
El Cevap tarihi 16 Haziran 2007
Dindar cumhurbaşkanı insafsızlığı
BUNDAN bir süre önce Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e sormuştum.
"Partinizin bazı üyelerinin Anadolu’da, ’Dindar cumhurbaşkanı seçtirmediler’ diye propaganda yaptığını duyuyoruz. Ne diyorsunuz?"
Abdullah Gül, beni şaşırtan bir cevap vermişti.
"Öyle şey olur mu? Ben kendime nasıl dindar cumhurbaşkanı diyebilirim. Böyle desem kendi günahlarım gözümün önüne gelir."
Son günlerde Anadolu’yu gezen arkadaşlarımdan gelen izlenimleri okuduğumda şunu görüyorum:
AKP’nin yerel temsilcileri, bu propagandayı insafsızca işliyorlar.
Özellikle DP ve ANAVATAN tabanına yönelik faaliyetlerinde, Ağar ve Mumcu’yu "Dindar cumhurbaşkanı seçilmesine mani oldular" propagandasıyla yıpratmaya uğraşıyorlar.
Böyle olunca da Abdullah Gül’ün bize söylediği sözlerin samimiyetine gölge düşüyor.
* * *
Yine bölgelerden gelen arkadaşlarımızın aktardığı gözlemlere göre, AKP tabanı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e yönelik bir karalama kampanyası da yürütüyor.
Sezer’i "Teröristleri affetmekle" suçluyorlar.
Bu da AKP’ye yakışmayan bir propaganda tarzı.
Cumhurbaşkanı’nın, birçok yasal süreçten sonra tamamen anayasadan kaynaklanan yetkiyle aldığı bir kararı, siyasi propaganda aracı olarak kullanmak, kelimenin en açık anlamıyla "vicdansızlık"tır.
Türkiye’de hiçbir partinin böyle pespayeliklere tevessül etmemesi gerekir.
O nedenle AKP’nin yönetici konumundaki üyelerinden bu yönde bir uyarının gitmesi yararlı olacaktır.
"Musalla taşı siyasetine" karşı olanlar, aynı vicdansızlığı "dindarlık" üzerinden yapmamalıdır.
Şehitler "hepimizin gönlüne" gömülmelidir.
Aynı şekilde "inanç" da hepimizin ortak duygusudur.
Bunun üzerinden siyaset yapmak, en alçakça "bölücülük"tür.
Biliyorum, kimse çıkıp açıkça, "Evet biz bu konuları propaganda aracı olarak kullanıyoruz" demeyecektir.
Ama bölgelere giden arkadaşlarımız bunu şahsen gözlemliyorlar.
Türk siyaseti bu konularda "samimiyet sınavı" veriyor.
Siyasetimizin şövalyelik kuralları bu seçimde yazılabilir.
Neler mi?
Mesela, şehit istismarı yapmamak.
Mesela, "dindar cumhurbaşkanı" ikiyüzlülüğüne prim vermemek.
Mesela, siyasi rakiplerin çocukları, eşleri, yakınları ile uğraşmamak.
Mesela, özel hayatlara dokunmamak.
Mesela, belden aşağı vurmamak.
İftira atmamak, karalamamak, aşağılamamak.
* * *
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün sözleri Hürriyet’in manşetinden yayınlandı.
Bu, aynı zamanda millete verilmiş bir namus sözüdür.
Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız.
İdeoloji, önyargı, saplantı, fanatizm; insan ruhunun bağışıklık sistemine saldırır.
O bağışıklık sistemi çökünce, ilk hastalanan yanı "vicdanı" oluyor.
Vicdansızlık ve adaletsizlik üzerine kurulan her zafer geçicidir.
Káğıttan kaplandır.
Kumdan kaledir.
Emin olun bir fiskede gider...
15 Haziran 2007
Kaynak : hurriyet.com.tr'den aynen
Teknik Bilgi : Web adresimiz en iyi 1200 x 800 çözünürlükte ve internet expo ile görüntülenir!
Yeşil BOLU ve İlçeleri , BoLuSPOR [ TANITIM Rehberi ve HABER Sitesi ]